Birinci veri merkezi içinde etki alanı sunucusunun yanına kurmuş olduğumuz ikinci etki alanı sunucusu, etki alanı seviyesinde yapmış olduğumuz yatay büyüme işlemidir.
Uzak Site içine Additionel Domain Controller kurulumu ve Site-and-Services yapılandırmaları etki alanı özelinde yapmış olduğumuz site genişletme işlemleridir.
Bu iki çözüm aynı zamanda etki alanı seviyesinde yapılan yatay büyüme işlemlerine örnektir.
Birinci veri merkezi içinde yapmış olduğumuz işlem daha çok yük dengelemek ve yedekli çalışması için yapılmaktadır.
İkinci veri merkezi içine yapmış olduğumuz aynı işlem ise felaket durumları için bir senaryodur.
Eski zamanlardan beri etki alanı sunucuları özelinde yapmış olduğumuz bu yatay büyüme işlemi günümüzde birçok iş kritik sunucu ve uygulama tarafından desteklenmektedir.
Exchange Server mimarisi birinci veri merkezi içinde DAG mimarisi ile bunu karşılamaktadır. İkinci veri merkezine yapılan yatay büyüme ve site genişletme işlemine de Site Resilience demekteyiz.
SQL Server ise Always on mimarisine sahiptir. Tek bir isim çatısı altında birinci veri merkezi ve ikinci veri merkezi için yatay büyüme ihtiyacını karşılamaktadır.
Exchange Server da olduğu gibi yedekli çalışma, yük paylaşma ve felaket durumu için tasarlanmıştır.
Bilinmesi gerekli olan altın kural. Bu sunucular sahip oldukları mimari gereği sürekli olarak eşitleme yapmaktadır. Ağ üzerinde ki trafik ne kadar iyi olursa-olsun aralarında veri farklılığı her zaman için olacaktır.
Değişen bir veri ortak bir veri tabanı içinde tutulmamakta ve her bir sunucu sahip olduğu veriyi eşitleme partnerine paylaşmaktadır.
Tek bir sunucu gibi değil tek bir hizmet olarak çalışmakta ve sunucular arasında veri değişkenliği her zaman için bulunmaktadır.
İki farklı sunucu paylaşılan bir veri depolama havuzuna sahip olmadığı için veri hiçbir zaman için mühürlenmeyecektir.
Günümüzde, bu iş kritik sunucular Platform bağımsız Sanallaştırma ortamında çalışmakta, marka bağımsız fiziksel sunucu üzerinde çalışmakta ve bulut sağlayıcıları üzerinde hizmet vermektedir.
BCDR çözümlerinde yatay büyüme işlemi gerçekleştirirken bu tür sunucuların bu esnekliği unutulmamalıdır.
Unutulmaması gerekli olan bir başka önemli konu, bu tür sunucular BCDR projelerinde yedekli çalışmak için tasarlanmalıdır ve host tabanlı çözümler yapılmamalıdır.
Host Tabanlı yedek alma çözümleri, host tabanlı felaketten korunma senaryoları günün sonunda doğru bir yatırım olmayacaktır.
Azure Site Recovery, Hyper-V ve Vmware Replica çözümleri ya da storage tabanlı eşitleme çözümleri bu tür sunucu sistemleri için doğru çözümler değildir.
Bu sunucular için sanallaştırma çözümlerinin bizlere sağladığı avantajlardan vazgeçip sanki fiziksel bir sunucu üzerinde çalışıyormuş gibi sunucu, uygulama ve servis özelinde çözümler üretmeliyiz.























